Toplumsal ayrışmaya dikkat!

Forum Tanrısı

Administrator
Yönetici
Değerli okurlar, her toplum farklı kimlik, inanç ve düşüncelerden bir araya gelmiştir. Kimilerinde bu farklılıklar çok daha fazlayken kimiyse izole kalmıştır. Ancak ülkemiz gibi bu çeşitliliğin oldukça fazla olduğu toplumlarda ayrışmalar olması kaçınılmaz bir durum. Tarihin her döneminde çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış, farklı kültür ve inanç sistemlerinin her zaman kesişim noktası olan coğrafyamızda bu ayrışmaların oluşturabileceği tehlikeleri de çok iyi bilmemiz gerekiyor. Tarihi serüvende birçok farklı faktöre bağlı olarak gerçekleşen bu ayrışma şu anda toplumumuzda siyasi sebeplerle yaşanıyor. Bir zamanlar Kürt sorunu adı altında yaşanan ayrışmayı geride bırakmışken, şu anda laiklik ve dindarlık terimleri arasında bir gerginlik çıkarılmaya çalışıldığına dair şüphelerim var. Yılda bir ya da iki kez denk geldiğimiz olaylara son bir ay içerisinde oldukça sık rastlamaya başladık. Hal böyle olunca da ilginç ve bir o kadar ürkütücü bir yola gittiğimiz hissiyatına kapıldım. Siyasi literatürde, “Kırılma noktası” olarak adlandırılan bu durumun tehlikelerini iyice kavramamız gerekiyor. Bu durum yalnızca sosyal çatışmalara değil, ekonomik istikrarsızlığı ve demokratik değerlerin erozyonuna da sebebiyet verebilir. Bu durum toplumumuzun psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebilir. Kutuplaşma, toplumsal güveni azaltır ve insanları "biz" ve "onlar" olarak ayırır. Bu, hep birlikte hareket etmemiz ve sosyal dayanışmanın önündeki en büyük engellerden biridir.Elbette ki ekonomimizde son yıllarda yaşadığımız dalgalanmaları ve nihayet iyiye doğru gidişi yaşıyorken bu ayrışma bizleri kötü yönde etkileyebileceğini de fark etmeli ona göre hareket etmeliyiz. Yaşanan her şeye rağmen, toplumsal ayrışmanın üstesinden gelmek için atılacak aslında hem çok basit hem de çok gerekli adımlara değinelim biraz da... İlk olarak, eğitim sistemi, farklılık ve çeşitliliğin anlaşılması ve kabul edilmesi üzerine inşa edilmelidir. Eğitim, empati ve hoşgörüyü teşvik ederek, insanlar arasındaki köprüleri güçlendirebilir. Çocuklar ilkokul çağından itibaren farklılıklara karşı bir hoşgörü mekanizması geliştirirse sağlıklı bir toplum inşa edebiliriz.Herhangi bir grubu ya da tarafı haklı ya da haksız olarak ayırmadan diyebilirim ki en büyük problemimizde bu her taraf, düşünce, farklılıkları hiçe sayarak yalnızca kendi düşüncelerini üstün görerek hareket ediyor. Bu durumda ayrışmayı kaçınılmaz kılıyor. Her neye inanıyorsak, her neyi doğru buluyorsak olalım, karşıt ya da farklı fikirlere hoşgörülü olmak zorundayız. Bu toplum olabilmenin ana kuralıdır. Bir başka sorunsa toplumda yaşanan her durumda siyasetin iktidar ve muhalefet tarafının sürekli karşı karşıya gelmesi. Elbette ki farklı ideolojilerin olayları ele alış biçimi farklı olabilir. Ancak hassas konularda her iki tarafında orta hareket etmesinin toplumsal açıdan yararları olacağını düşünüyorum. Seçim dönemlerinde toplumumuzda yaşanan ayrışmaları hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Maalesef futboldan sonra toplumumuzun en duygusal yaklaştığı alanların başında siyaset geliyor. Çekirdek aileler dahi sırf siyaset yüzünden küslük yaşayabiliyor. Ayrıca medyamızda maalesef siyasi partiler üzerinden verdiğim örnekle aynı şekilde ilerliyor. Her iki tarafa da yakın olan medya grupları olayları tamamıyla farklı şekilde değerlendirip, toplumda yaşanabilecek erozyonları görmezden geliyor. Medya toplumsal barışa hizmet eden bir iletişim dili kullanmalı ve toplumsal yaraları sarıp, çatışmaların önlenmesine yardımcı olmalıdır. Velhasıl kelam, toplumumuzda özellikle internet çağıyla birlikte yaşanan her olay milyonlarca kişiye ulaşabiliyor. Bu sebeple her gördüğümüz olaya tepki göstermemeli, olayın gerçeğini farklı kaynaklardan da araştırabilmeliyiz. Ama en önemlisi hoşgörülü olmak zorundayız. Bu vesileyle tartışmaların kavgalarla sonuçlanmadığı, haklı olmak için değil yapıcı olmak için konuşulduğu bir yapı oluşturmak dileğiyle sağlıcakla kalın.
 
Üst