Nâmağlup Muğlaspor

Forum Tanrısı

Administrator
Yönetici
Muğlaspor kendi tarihinin çok önemli bir devresini yaşadı. Kolay değil… Birinci devrede 13 maç, 10 galibiyet, ve 3 beraberlik… Birinci devreyi yenilgi yüzü görmeden kapatan takım, alkışlanır arkadaş… İnşallah ikinci devre de aynı başarı çizgisiyle devam eder. *** Fanatik bir futbol takipçisi değilim. Takım tutmam ama maçın güzel olmasını severim. Hele iyice işlenmiş, nakış nakış işlenmiş bir gol seyretmeyi çok severim. O golde, sadece bir rekabet tezahürü yatmaz… O gol, topa vurma gücüyle fiziktir; açıyı hesaplama özelliğiyle geometridir, karşı kaleye kadar götürebilme taktiği ile strateji ve iş birliğidir. Sonunda ya sevinç vardır ya hüzün. Hayatın bir kısmı da zaten bunlardan ibaret değil midir? Futbolun bir de toplumsal dokunun en güçlü kısmı olduğunu düşünelim. Bütün farklılıkları ortadan kaldıran bir sosyal olgudur futbol… Zengin-fakir, genç-yaşlı, şu etnik yapı bu etnik yapı, şu mezhep, bu mezhep!.. Futbolda bunların hiç biri bir araya gelmeyi engellemez. Maç bir tarafın galibiyetiyle bittiğinde, kendini hiç tanımadığın birinin kucaklayıp havaya kaldırmasını ve döndürmesini yaşamış olabilirsiniz. (Ben yaşadım da, oradan biliyorum.) Futbol seyretmek de başlı başına bir kültür. Lümpen boyutu olmasına rağmen bir kültür. Magandalık olumsuzluğuna rağmen kültür. Keşke futbol kültürünü maçtan sonraki sade ve basit şakalaşmalarla yaşayabilsek. Bazen olmuyor işte. İşi zıvanadan çıkaran magandalar da oluyor. Konuya dönelim. 1994 yılında Muğla’ya geldiğimde şehrin en önemli sosyal olgularından biri olarak görmüştüm futbolu ve Muğlaspor’u… İkinci ligde top koşturmuş bir takımdı… Oradan üçüncü lige ve üçüncü ligden de amatör kümeye ve şimdi de bölgesel amatör lige düşmesi, şehirde ciddi bir moral kaybına yol açmıştı. 2000’lerde vali muavini ve köylüm Mustafa Erdoğan ile Muğlaspor maçlarına gittik. Bir Turgutluspor maçı da denk geldi. Tabii ki ikimiz de Turgutlulu olduğumuz halde sahada Muğlaspor’u tutmuştuk. Arada başarıları ve hüzünlerini duyuyorduk Muğlaspor’un. Şehrin moral kaynaklarından birisinin hâlini merak ediyorduk elbette ve sporun da başlı başına bir kültür alanı olduğuna olan inancımızdan dolayı da futbolu görmezden gelemiyorduk. 2023-2023 futbol sezonu açıldıktan birkaç hafta sonra “namağlup Muğlaspor” sözü dolaşmaya başladı. En net bilgileri aynı zamanda Muğlasporu’un yönetiminde de olan eski öğrencimiz Barış Kalaç’ın paylaşımlarından öğreniyordum. “Nâmaülup” sözü ile dikkatim maç skorlarına çevrildi ve o günden sonra maçları izleyemesem de skorları hep merak ettim. Enson, birinci devrenin son maçı olan Kumluca Belediye Spor maçının da 1-0 kazanıldığını duyunca, inanın fanatik bir futbol taraftarı gibi sevindim. Birinci devrenin son maçındaki galibiyeti ile dönemi 33 puan ve en yakın rakibine 6 puan farkla kapatan bir takım vardı karşımızda. Bunun bir sırrı olmalıydı. Bir başarı varsa ve bu başarı üçüncü lig ve ikinci lig vaad eder durumdaysa, konuya biraz daha eğilmek gerektiğini anladım ve hemen başarının sırrını soruşturmaya başladım. Karşıma çıkan ilk bilgi “ yeni yönetim” oldu… Yönetimden yüz yüze tanıdığım sadece sevgili idi Barış Kalaç vardı. Başkanın Menaf Kıyanç olduğunu görünce bir duraladım. Muğla’ya yeni bir şehir yüzü kazandıran iş adamı olarak takip ederdim Menaf beyi ve bu özelliğiyle de, soyadının verdiği imkânla “Kıyanç’tır, Muğla için kıvançtır” sözünü söylemiştim. Sonradan öğrendim Menaf bey Muğlalı da değilmiş ama bu şehre katkıları hesaba gelmez. En son da Muğlaspor yönetiminin başına geçmesi, iş adamı sorumluluğu, öngörüsü ve disiplini ile Muğlaspor’a efsaneler yaşatması, onun başarısının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Görünen köy kılavuz istemezmiş; Menaf beyin başarılarına Muğlaspor’un bir üst lige çıkması da eklenirse bu atasözünün doğruluğu ortaya çıkacak inşallah. Bu başarılarından dolayı Muğlaspor’da top koşturan gençleri, yönetimi ve özellikle Menaf Kıyanç’ı tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.
 
Üst